Küçük şirketlerde işe alım genelde şöyle ilerliyor: aday geliyor, sohbet ediliyor, iyi bir hava oluşursa teklif veriliyor. Bu yöntem bazen tutuyor, ama tutmadığında maliyeti çok yüksek. On kişilik bir ekipte yanlış bir işe alım, ekibin onda biri kadar değil, çok daha fazla zarar veriyor.
İyi haber şu: görüşme yapmak öğrenilebilir bir beceri ve büyük şirketlerin ağır sistemlerini kurmadan da ciddi biçimde iyileştirilebiliyor.
İlandan önce rolü netleştir
Görüşmelerin çoğu, rol net olmadığı için başarısız oluyor. İlan yazmadan önce şu soruya net cevap ver: bu kişi ilk altı ayda hangi üç işi yapmış olursa doğru kişiydi diyeceğiz.
Bu üç madde hem ilanı hem soruları belirliyor. "Deneyimli pazarlamacı arıyoruz" ilanı herkesi çekiyor ve kimseyi elemiyor. "İlk altı ayda içerik üretim düzenini kuracak ve organik trafiği ölçülebilir biçimde artıracak kişi" ilanı hem doğru adayı çekiyor hem görüşmenin iskeletini kuruyor.
Özgeçmiş okumanın sınırı
Özgeçmiş nerede çalıştığını gösterir, ne yaptığını değil. Aynı şirkette aynı unvanla çalışan iki kişinin yetkinliği arasında dağlar kadar fark olabiliyor.
Bu yüzden ilk temasta kısa ve somut bir soru sormak zaman kazandırıyor. Örneğin "en çok emek verdiğin işi ve o işte senin payına düşen kısmı üç paragrafta anlatır mısın" gibi. Cevabın kalitesi, uzun bir özgeçmişten daha çok şey söylüyor.
Geçmiş davranış, varsayımdan iyidir
Görüşmenin ana bölümünü varsayımsal sorular yerine geçmiş örnekler üzerine kurmak en etkili yöntem. "Zor bir müşteriyle karşılaşsan ne yaparsın" sorusu herkesin kitabi cevap verdiği bir soru. "Son bir yılda yaşadığın en zor müşteri durumunu anlat, ne yaptın, sonuç ne oldu" sorusu gerçek bilgi veriyor.
Cevabı dinlerken üç şeye dikkat et: kişi ben mi diyor biz mi diyor ve kendi payını ayırt edebiliyor mu, sonucu ölçülebilir biçimde anlatabiliyor mu, ve süreçte yaptığı hataları söyleyebiliyor mu. Hiç hata anlatmayan aday genelde ya çok az şey denemiş ya da kendini gözlemlemiyor.
Küçük ve ücretli bir deneme işi
Görüşmede iyi konuşan ile işi iyi yapan her zaman aynı kişi değil. Bunu ayırmanın en dürüst yolu küçük bir iş vermek. Birkaç saatlik, gerçek işe benzeyen ve mutlaka ücretlendirilen bir görev.
Ücretli olması önemli. Karşılıksız iş istemek hem adayın zamanına saygısızlık hem de en iyi adayların elenmesine yol açıyor. Ayrıca görevin kapsamını dar tutmak gerekiyor, gün alan ödevler aday kaybettiriyor.
Bu aşamada bakılacak şey sonucun mükemmelliği değil. Soruyu nasıl anladığı, belirsizlikte ne sorduğu, teslim ettiği işin derli topluluğu ve geri bildirimi nasıl karşıladığı çok daha belirleyici.
Uyum ile benzerlik ayrımı
Kültür uyumu adı altında yapılan en yaygın hata, kendine benzeyen insanları seçmek. Aynı okul, aynı şehir, aynı espri anlayışı. Bu ekibi konforlu ama kör yapıyor.
Daha sağlıklı yaklaşım, değer uyumuna bakıp çalışma tarzı çeşitliliğini korumak. Dürüstlük, sorumluluk alma, öğrenmeye açıklık gibi değerlerde uyum ararken; düşünme biçimi ve geçmiş deneyimde farklılık aramak ekibi güçlendiriyor.
Görüşmeyi aday da değerlendiriyor
Özellikle nitelikli adaylar için görüşme çift yönlü. Geç kalınan görüşmeler, hazırlıksız gelen görüşmeciler, cevaplanmayan sorular ve haftalarca süren sessizlik iyi adayları kaçırıyor.
Basit ama etkili birkaç davranış: takvimi net ver, ücret aralığını konuş, işin zor taraflarını da anlat, ve olumsuz sonucu da bildir. Ret bildirimi göndermek kısa vadede zahmetli ama uzun vadede itibar kazandırıyor. Bugün reddettiğin kişi iki yıl sonra doğru rol için tekrar aday olabiliyor.
Karar anı
Karar verirken tereddüt varsa cevap genelde hayır. Küçük ekipte "idare eder" işe alımının maliyeti çok yüksek. Buna karşılık mükemmel adayı beklemek de bir başka tuzak, çünkü pozisyon boş kaldıkça yük ekibin üstünde kalıyor.
İşleyen denge şu: rolü net yaz, iki veya üç ciddi adayı aynı ölçütlerle değerlendir, deneme işiyle doğrula, referans konuş ve kararı geciktirme. Ekip kurmayla ilgili başka deneyimleri kanallarda ve mentörlük tarafında bulabilirsin.
Paylaş
inovanadolu
Henüz yorum yok
İlk yorumu sen yaz
Bu yazı hakkında ilk sözü söyleyen sen ol. Deneyimini paylaş, katılmadığın yeri yaz ya da merak ettiğini sor.