Aklında bir iş fikri var, ilk müşterini bulmuşsun, fatura kesmen gerekiyor. Tam o anda karşına çıkan soru hep aynı: şahıs şirketi mi kurmalıyım, limited şirket mi? Bu soru bu kadar çok sorulduğu halde net cevabı olmamasının sebebi basit. Doğru cevap işin türüne, ortak sayına, beklediğin ciroya ve risk profiline göre değişiyor. Yine de karar vermeyi kolaylaştıran birkaç sağlam ölçüt var.
Aşağıda ikisini yan yana koyup hangi durumda hangisinin daha mantıklı olduğunu konuşacağız. Rakam vermekten özellikle kaçınıyorum, çünkü tutarlar her yıl değişiyor ve okuduğun tarihte güncelliğini yitirmiş olabilir. Onun yerine mantığı anlatacağım, güncel rakamları muhasebe kanalında konuşabilir ya da mali müşavirine sorabilirsin.
Şahıs şirketi gerçekte ne demek
Şahıs şirketi, işi kendi adınla yapman demek. Ayrı bir tüzel kişilik yok, sen ve işletme hukuken aynı kişisiniz. Kuruluşu hızlı, genelde birkaç gün sürüyor. Kapatması da aynı şekilde kolay. Defter tutma yükümlülüğü daha hafif, mali müşavir ücreti daha düşük.
Buradaki en önemli nokta sorumluluğun sınırsız olması. İşletme borç altına girerse bu borç senin kişisel malvarlığına kadar uzanabiliyor. Danışmanlık, yazılım, tasarım, eğitim gibi stok tutmayan ve büyük borç riski barındırmayan işlerde bu risk genelde küçük. Ama ithalat yapıyorsan, büyük tedarikçi borcuna gireceksen veya çok sayıda kişiyi istihdam edeceksen tablo değişiyor.
Bir de gözden kaçan bir kategori var: bazı üretim ve satış faaliyetleri şirket kurmadan da yapılabiliyor. Esnaf muaflığı başlığındaki tanımlar, evde ürettiğin ürünleri satan biri için hangi kapının açık olduğunu anlatıyor. Herkes için geçerli değil ama küçük ölçekte başlayan biri için bakmaya değer.
Limited şirket ne zaman mantıklı oluyor
Limited şirket ayrı bir tüzel kişilik. Sen öldüğünde bile şirket devam ediyor, hisse devri yapılabiliyor, ortak alınabiliyor. Sorumluluk kural olarak koyduğun sermaye ile sınırlı. Bu, kâğıt üstündeki en büyük fark. Limited şirket tanımına ve İngilizce karşılığı olan limited liability company başlığına sözlükten bakabilirsin.
Limited şirketin mantıklı olduğu üç tipik durum var:
- Ortaklı iş kuruyorsan. Şahıs şirketinde ortaklık kurgusu yok. İki kişi birlikte iş yapacaksa limited şirket neredeyse zorunlu.
- Yatırım almayı düşünüyorsan. Hiçbir yatırımcı şahıs şirketine para koymaz, koyamaz da. Hisse verilebilecek bir yapı gerekiyor. Startup fonlaması rehberinde bu sürecin nasıl işlediğini anlattık.
- Kurumsal müşteriye satış yapacaksan. Bazı büyük şirketlerin tedarikçi onay süreçleri şahıs şirketlerini eleyebiliyor. Sektöre göre değişiyor ama karşılaşılan bir durum.
Maliyet farkı aslında nerede
Çoğu kişi kuruluş masrafına bakıp karar veriyor. Halbuki kuruluş tek seferlik bir gider, asıl fark aylık işletme maliyetinde ortaya çıkıyor. Limited şirkette defter tutma yükümlülüğü daha ağır, mali müşavir ücreti daha yüksek, beyanname sayısı daha fazla. Yıla yayıldığında aradaki fark kuruluş masrafının çok üstüne çıkıyor.
Buna karşılık kâr dağıtımı, gider yazma imkanları ve vergi planlaması tarafında limited şirketin sağladığı esneklik belli bir ciro seviyesinden sonra bu farkı kapatıyor, hatta tersine çeviriyor. O eşiğin nerede olduğu sektöre ve gider yapına göre değişiyor. Kendi tablonu çıkarmadan karar verme. Finansal okuryazarlık yazısında bu tabloyu kurarken bilmen gereken kavramları topladık.
Şirket türü seçimi bir vergi optimizasyonu kararı değil, bir risk ve büyüme kararıdır. Vergi tarafı ikinci sırada gelir.
Vergi tarafında en çok karıştırılan üç şey
Birincisi: Şahıs şirketinde kazanç artan oranlı gelir vergisine tabi. Kazandıkça oran yükseliyor. Limited şirkette önce kurumlar vergisi var, kârı kendine aktardığında ayrıca stopaj çıkıyor. Yani "limited şirkette vergi daha az" cümlesi tek başına doğru değil, kârı şirkette bırakıp bırakmamana bağlı.
İkincisi: Gider yazmak bedava para değil. Gider yazdığın her kalem için o parayı gerçekten harcamış olman gerekiyor. Gerçek olmayan gider peşinde koşmak, tasarrufundan çok daha büyük bir cezaya dönüşebiliyor.
Üçüncüsü: Devletin uyumlu mükellefe sağladığı avantajlar var ve çoğu kişi bunları hiç kullanmıyor. Vergiye uyumlu mükellef indirimi ile vergi teşvikleri başlıklarına göz at, hangilerinin senin durumuna uyduğunu mali müşavirinle konuş.
Karar verirken kendine sor
- Tek başıma mıyım, ortak alacak mıyım?
- Bu işte bana geri dönebilecek bir borç riski var mı?
- Önümüzdeki iki yılda yatırım almayı düşünüyor muyum?
- Müşterilerim bireysel mi, kurumsal mı?
- Aylık sabit gideri kaldırabilecek düzenli bir gelirim var mı?
Beş sorunun çoğuna "hayır" diyorsan şahıs şirketiyle başla. Sonradan limited şirkete geçmek mümkün, üstelik ilk günden büyük yapı kurup boş yere sabit gider taşımaktan daha akıllıca. Çoğu kişinin yaptığı hata, henüz ilk müşterisini bulmadan büyük yapı kurup aylarca maliyet ödemek.
Şirketi kurdun, peki ilk ay ne yapacaksın
Kuruluş işin kolay tarafı. Asıl mesele sonrasında kurduğun düzen. İlk ay içinde şunları oturtmaya çalış:
- İşletme hesabını kişisel hesabından ayır. Bunu ilk günden yapmazsan bir yıl sonra hiçbir şeyi çözemezsin.
- Fatura kesme ve tahsilat akışını netleştir. Freelance çalışma yazısındaki sözleşme ve tahsilat bölümü burada da işine yarar.
- Hangi desteklere başvurabileceğini öğren. KOSGEB başta olmak üzere birçok kapı var ama hepsi herkese uygun değil. Hibe ve destek karmaşası yazısında hangi kapıya ne için gidileceğini ayrıntılı anlattık.
- Basit bir nakit akış tablosu tut. Kârlı görünüp nakitsiz kalan çok işletme var.
Şirket kurmak bir başlangıç çizgisi, varış değil. İlk üç ayda ne yapacağını merak ediyorsan Türkiye'de girişim kurmanın ilk 90 günü yazısı sırayı baştan anlatıyor. Yatırım almadan büyümeyi düşünüyorsan bootstrapping yazısı işine yarayacak.
Bu konuları kendi deneyiminle tartışmak istersen şirket, vergi ve hukuk kanalı ile girişimcilik kanalı tam da bunun için var. Aynı soruyu senden önce soran çok kişi oldu, cevapları orada duruyor.
Paylaş
inovanadolu



Yorumlar (4)
Giriş yap veya üye olarak yorum yapabilirsiniz.