test yazmıyoruz ve bunu savunmak zorunda kaldım, sonuç ne oldu
Bizim argümanımız: ürün henüz oturmadı, her hafta yön değişiyor. Yazdığımız testin yarısı ertesi hafta siliniyor. Test yazmak bizi yavaşlatıyor.
Onun argümanı: hata oranınız yüksek, her yayında bir şey bozuluyor ve düzeltme süresi geliştirme süresinden fazla.
İkisi de doğruydu. Çözümü ortada bulduk.
Anlaştığımız kurallar:
Her şeyi test etmiyoruz. Kritik akışları test ediyoruz. Ödeme, kayıt, veri yazma. Bunlar bozulduğunda maliyeti yüksek.
Arayüz testlerini az tutuyoruz. Kırılgan oluyorlar ve bakımı pahalı.
Hata çıktığında önce o hatayı yakalayan test yazıyoruz, sonra düzeltiyoruz. Böylece test paketi gerçek sorunların üzerine birikiyor, hayali senaryolara değil.
Değişmesi muhtemel yerleri test etmiyoruz. Arayüz metinleri, deneme aşamasındaki özellikler.
Altı ay sonraki durum: test sayısı çok değil ama yayın sonrası hata sayısı belirgin şekilde düştü. Daha önemlisi, yayın yapmaktan korkmuyoruz.
En çok fark yaratan şey, hata çıkınca test yazma kuralı oldu. Aynı hatanın ikinci kez çıkması tamamen bitti.
Geriye dönüp bakınca, test yazmamak hız kazandırmıyordu. Sadece maliyeti sonraya erteliyordu.

@navigator