Türkiye'nin en büyük inovasyon ve girişimcilik bültenine katılın
Teşekkürler!
Türkiye'nin en kapsamlı girişimcilik ve inovasyon bültenine kaydolduğunuz için teşekkür ederiz.
Belirli aralıklarla e-posta kutunuza; girişimcilik, inovasyon, teknoloji, proje geliştirme ve üretim kültürüne dair rafine edilmiş içerikler göndereceğiz. Dilediğiniz zaman aboneliğinizi kolayca iptal edebilirsiniz.
Bültene kaydolmak güzel bir başlangıç. Peki, inovanadolu'nun bir parçası olmaya ne dersiniz?
inovanadolu.com'a şimdi üye olarak topluluklara katılabilir, projelerinizi görünür kılabilir, yeni insanlarla tanışabilir ve fikirlerinizi üretime dönüştürebileceğiniz araçlara erişebilirsiniz.
Bir sonraki versiyonunuzu ortaya çıkarmak ve üretim yolculuğunuza başlamak için sizi inovanadolu'ya bekliyoruz.
yerli makine mi ithal makine mi: yatırım kararında toplam sahip olma maliyeti
Tesise yeni işleme makinesi alırken yerli ve ithal seçenekler arasında aylarca gidip geldik ve bu süreçte öğrendiğimiz karar çerçevesini paylaşmak istiyorum, çünkü etiket fiyatına bakarak verilen bu karar yıllarca sırtınızda yaşıyor. Kavramın adı toplam sahip olma maliyeti, makinenin fiyatı sadece giriş bileti, asıl hesap şu kalemlerle kuruluyor, servis ve yedek parça erişimi, arıza durumunda bekleme süresi, operatör eğitimi, enerji tüketimi ve ikinci el değeri. Bizim kıyasımızda ithal makine yüzde kırk pahalıydı ve kâğıt üstünde daha yetenekliydi, ama servis üssü yurtdışında, kritik parça teslimi haftalar sürüyor ve her bekleme günü üretim kaybı demek. Yerli üreticide ise servis aynı gün geliyor, parça stokta ve üretici gerektiğinde makineyi bizim ihtiyaca göre revize ediyor, bu esneklik ithalde parayla satılmıyor. Biz kritik hat için yerliyi, standart işler için ikinci el ithali seçtik ve karma strateji iyi çalıştı. Tek uyarım şu, yerli tercihinde de üreticinin kaç yıldır ayakta olduğuna ve referans tesislerine bakın, makine alırken aslında yirmi yıllık bakım ilişkisi satın alıyorsunuz, satıcı değil yol arkadaşı seçiyorsunuz.