Türkiye'nin en büyük inovasyon ve girişimcilik bültenine katılın
Teşekkürler!
Türkiye'nin en kapsamlı girişimcilik ve inovasyon bültenine kaydolduğunuz için teşekkür ederiz.
Belirli aralıklarla e-posta kutunuza; girişimcilik, inovasyon, teknoloji, proje geliştirme ve üretim kültürüne dair rafine edilmiş içerikler göndereceğiz. Dilediğiniz zaman aboneliğinizi kolayca iptal edebilirsiniz.
Bültene kaydolmak güzel bir başlangıç. Peki, inovanadolu'nun bir parçası olmaya ne dersiniz?
inovanadolu.com'a şimdi üye olarak topluluklara katılabilir, projelerinizi görünür kılabilir, yeni insanlarla tanışabilir ve fikirlerinizi üretime dönüştürebileceğiniz araçlara erişebilirsiniz.
Bir sonraki versiyonunuzu ortaya çıkarmak ve üretim yolculuğunuza başlamak için sizi inovanadolu'ya bekliyoruz.
Türkiye savunma sanayiinin kanalı: yerli ve milli üretim, İHA/SİHA ekosistemi, ASELSAN, Baykar, ROKETSAN ve TEKNOFEST kültürü. Sektör haberleri, kariyer yolları, tedarik zinciri ve girişim fırsatları.
insansız sistemlerin ekonomisi: neden her ülke drone üretmek istiyor
İnsansız hava araçlarının son yıllardaki yükselişini askeri başarı haberleri üzerinden okuyoruz ama işin ekonomik mantığı daha az konuşuluyor, oysa asıl hikâye orada. Klasik savaş uçağı ekonomisi şöyle işler, birim maliyet yüzlerce milyon dolar, pilot yetiştirmek yıllar ve kayıp kabul edilemez, bu denklem yalnızca birkaç ülkenin oynayabildiği bir oyun kurar. İnsansız sistemler bu denklemi tersine çevirdi, göreceli düşük maliyet, hızlı üretim ve pilot riski sıfır, yani kaybedilebilir teknoloji kavramı doğdu ve savunma ekonomisinde ucuz ama çok, pahalı ama azı yenebilir hale geldi. Türkiye açısından bu dönüşümün anlamı büyük çünkü oyunun kuralları değişirken masaya oturduk, maliyet avantajı ve hızlı iterasyon kabiliyeti tam da bizim gibi ülkelerin güçlü olabildiği alanlar. Girişimci gözüyle bakınca da fırsat katmanlı, platformun kendisi büyük oyuncularda ama alt sistemler, yapay zeka destekli görüntü analizi, sürü koordinasyonu, karşı tedbir sistemleri ve test altyapısı gibi katmanlarda küçük ekiplere gerçek alan var, her büyük platform arkasında yüzlerce niş tedarikçi besliyor.
İnsansız sistemlerin ekonomisi konusunda yazıya eklenecek bir kavram var: kayıp kabul edilebilirliği.
Klasik savaş uçağı ekonomisinde platformun maliyetinin büyük kısmı pilotu korumak için harcanıyor. Fırlatma koltuğu, basınçlı kabin, yedekli sistemler, hayatta kalma ekipmanı ve en önemlisi pilotun kendisinin yetiştirilme maliyeti. Bir savaş pilotunun eğitimi, uçağın maliyetiyle karşılaştırılabilir mertebelere çıkıyor.
Pilotu denklemden çıkardığınızda tasarım felsefesi tamamen değişiyor. Platform kaybı artık kabul edilebilir bir sonuç haline geliyor ve bu, görev planlamasını kökünden dönüştürüyor. Riskli bir bölgeye insanlı uçak göndermeden önce yapılan hesap ile insansız platform göndermeden önce yapılan hesap aynı değil.
Asıl devrim burada. İnsansız sistemlerin ucuz olması değil, kaybedilebilir olması operasyonel esnekliği artırıyor. Bu yüzden maliyet karşılaştırmaları yapılırken sadece birim fiyata bakmak eksik kalıyor.
Yazıdaki ekonomik mantığı bir adım ileri götürmek gerekirse, asıl tartışma mühimmat tarafında.
Bir insansız hava aracı ucuzlarsa bile, taşıdığı mühimmat pahalıysa toplam denklem değişmiyor. Sahada gözlenen şey şu: taraflar giderek daha ucuz taşıyıcı ve daha ucuz mühimmat kombinasyonuna yöneliyor. Çünkü savaş artık tek bir yüksek değerli hedefi vurmaktan çok, çok sayıda orta değerli hedefi sürekli baskı altında tutmaya kayıyor.
Bu da savunma tarafında ciddi bir problem yaratıyor. Birkaç bin dolarlık bir hedefi birkaç yüz bin dolarlık bir füzeyle düşürmek, teknik olarak başarı ama ekonomik olarak kayıp. Saldıran taraf bu farkı bilerek kullanıyor.
Bu yüzden hava savunmasında namlulu sistemler, yönlendirilmiş enerji ve elektronik harp çözümleri tekrar öne çıktı. Mesele hedefi düşürmek değil, hedefi sürdürülebilir bir maliyetle düşürmek. Önümüzdeki yılların en belirleyici rekabet alanı bence burası olacak.